Haber Detayı

'Enflasyonun kaderi kura bağlı'


Ekonomist Bürümcekçi, bu yıl enflasyonun kaderini büyük ölçüde döviz kurlarının belirleyeceğini bildirdi.

2016 yılı için enflasyonda olumlu bir tablo çizmenin zor olduğunu söyleyen Ekonomist Bürümcekçi, enflasyonun kaderinin büyük ölçüde döviz kurlarına bağlı olduğunu söyledi.

Yılın ilk enflasyonu, asgari ücretteki artış, idari fiyat ayarlamaları ve gıda fiyatlarının yüksek seyrinin etkisiyle beklentilerin üzerinde gerçekleşti.

Ocak ayında enflasyon aylık bazda yüzde 1,82 artışla beklentilerin üzerinde gelirken, yıllık enflasyon ise yüzde 9,58'e çıktı. Analistler enflasyondaki artışta asgari ücret düzenlemesinin, idari fiyat ayarlamalarının ve gıda fiyatlarının yüksek seyrinin etkili olduğuna dikkati çekiyor.

Petrol fiyatlarındaki düşüşün sürmesi, Gıda Komitesinin alacağı tedbirler ile TL'nin dolar karşısında değer kazanmasının enflasyonu aşağıya çekebileceğini vurgulayan analistler, bu yıl enflasyonun yüzde 8-9 aralığında gerçekleşeceğini öngörüyor.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde ekonomist Haluk Bürümcekçi, enflasyonun geçen yıla göre yüksek gelmesinde özellikle ÖTV ve idari fiyat artışları ile işlenmemiş gıda fiyatlarında olumsuz mevsim koşullarında gözlenen yükselişin etkili olduğunu ifade etti.

Kurlara hassas olan gruplardaki (ev eşyası, araç satın alımı v.b) artışların devam etmesinin ise kötüleşmeyi artırdığına işaret eden Bürümcekçi, "İşlenmemiş gıda fiyatları yıllık bazda yükseliş eğilimini korurken, işlenmiş gıda fiyatlarında da son iki aydır yükseliş gözleniyor. Hesaplamalarımıza göre geçen yıl ocak ayında işlenmemiş gıda fiyatları aylık yüzde 6,60 artarken bu yıl ise yüzde 8 artış gösterdi. Dolayısıyla, işlenmemiş gıda yıllık enflasyonu yüzde 16 seviyesine çıkarken, işlenmiş gıda fiyatlarının yıllık artışı yüzde 8,35’e doğru daha sınırlı yükseldi" dedi.

'Enflasyonun kaderini döviz kurları belirleyecek'

Bürümcekçi, yüksek asgari ücret artışı ve idari fiyat ayarlamalarının yoğunlaşması nedeniyle, TL’de değer kaybı baskısının bir miktar azalmasına rağmen 2016 yılı için enflasyonda olumlu senaryo çizmenin şu aşamada zor olduğunu dile getirdi.

Gelecek dönem seyri açısından, ham petrol ve diğer emtia fiyatlarında yeni bir düşüş dalgası olmasının yukarı yönlü baskıyı sınırlayıcı bir gelişme göstereceğini kaydeden Bürümcekçi, şöyle devam etti:

"Asgari ücrette yapılan yüzde 30 artışın özellikle hizmet fiyatlarında yukarı yönlü baskıyı artırması ve ocak-şubat döneminde gözlenen idari fiyat ayarlamaları 2016 yılı için olumlu bir senaryo çizilmesini şu aşamada engellemektedir ancak enflasyonun kaderini büyük ölçüde döviz kurları belirleyecektir ve TL'de bu yıl ilave bir değer kaybı gözlenmezse kurların TÜFE üzerindeki olumsuz etkisinin zaman içinde azalacağı da söylenebilir. Manşet enflasyonun, nisan sonuna kadar baz etkilerinin hafif lehte olması nedeniyle ocak sonu seviyesinin üzerine yükselmeyeceğini düşünüyoruz. Yılı ise yüzde 9’un altında kapaması için TL’de ilave değer kaybı olmaması gerektiğini öngörüyoruz."

'Kısa vadede çift hane riski düşük'

Halk Yatırım'ın Yatırım Danışmanlığı ve Araştırma Direktörü Banu Kıvcı Tokalı ise yıllık enflasyonun yükselişinin yüzde 9,58 ile sınırlı kalarak iki haneli seviyelere ulaşılmamış olmasının rahatlatıcı bir etki oluşturduğunu dile getirdi.

Ayrıca, baz desteğinden dolayı, gelecek 3-4 aylık dönemde yıllık enflasyonun düşüş yönünde hareket etmesinin yüksek olasılık olduğuna dikkati çeken Tokalı, "2016 ve 2017 enflasyon tahminlerimizi, sırasıyla yüzde 8,5 ve yüzde 7,9 seviyelerinde tutuyoruz" dedi.

Tokalı, ocak enflasyon gelişiminde, kamu zamlarının etkisinin beklendiği gibi 0,7 puan civarında gerçekleştiğini hesapladıklarını söyledi.

Gıda fiyatlarındaki artışa ilişkin olarak Tokalı, "Gıda Komitesi çalışmaları çerçevesinde, gıda fiyatlarının kontrolüne yönelik çalışmaların cevap vermesi daha kritik bir hale geliyor. Gıda fiyatlarının mal grubu enflasyonu üzerinde baskısına karşılık, yemek hizmetlerinde eylül ayından beri gözlenen ılımlı trendin korunmasını, hizmet enflasyonu direncinin kırılması açısından destekleyici buluyoruz. Bu grup yıllık enflasyonu, son beş aylık dönemde 0,9 puanlık bir gerilemeye işaret ediyor" diye konuştu.

Yıllık enflasyonun baz desteğiyle kısa vadede iki haneli seviyelere ulaşma riskinin oldukça düşük olduğunu vurgulayan Tokalı, gerek gıda fiyatlarının devam eden baskısının, gerekse asgari ücretteki artışın etkisiyle ilgili belirsizliklerin, enflasyon gelişimini bu yılın en kritik dengesi haline getirdiğini ifade etti.

'Hükümetin kısa vadeli silahı: İthalat'

Finansinvest Başekonomisti Burak Kanlı da enflasyonun asgari ücret artışının etkisi, yükselen gıda fiyatları, yönetilen/yönlendirilen fiyatlardaki artışlar ve hala oynak olan Türk lirası nedeniyle piyasa beklentisinin üzerinde artış gösterdiğini ifade etti.

Araba tamir işçilik ücreti, lokantacılık ücretleri gibi asgari ücrete duyarlı hizmet kalemlerinde asgari ücret artışının ilk etkilerini görüldüğüne dikkati çeken Kanlı, "Giyim ve ayakkabı enflasyonunda son dönemdeki artış eğiliminin de bir bölümü asgari ücret artışı beklentisinin fiyatlara yansıması kaynaklı. Önümüzdeki dönemde de doğrudan ve dolaylı etkilerini görmeye devam edeceğiz" dedi.

Kanlı, diğer taraftan, Rusya'ya ihracattaki sert düşüşe karşın, gıda enflasyonunun yüksek seyretmeye hatta artmaya devam ettiğini belirtti.

Bu durumun gıda enflasyonunun aslında yapısal bir şey olduğunu açık ve net şekilde gösterdiğini vurgulayan Kanlı, şöyle devam etti:"

"Hükümetin artan gıda fiyatlarına karşı kısa vadeli silahı ithalat. Bu, özellikle et fiyatları üzerinde işe yarar. Nasıl? Spekülatif fiyat balonunu söndürerek. Ancak gıda (özelinde et) enflasyonunu istikrara kavuşturmaz. Daha yapısal tedbirlerin alınması şart. Mesela hayvan üreticilerinin maliyetlerinin çok büyük bölümü yem ve besilik yavru. Bunların toplam maliyetin yüzde 60-70'ini oluşturduğunu tahmin ediyorum. Bu alanda maliyetlerin nasıl düşürüleceği tartışılmalı. Son olarak, yönetilen/yönlendirilen fiyat kaynaklı enflasyonun toplam enflasyona 0,7 puanlık katkı yaptığını görüyoruz. Yılın kalanında da bu kalemlerde artışlar olacağını varsayarsak, bu yıl toplam enflasyonun en az 1 puanı sadece buradan gelecek. Bu, enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek için kamunun da fiyatlama davranışlarını gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor."

kaynak:AA

Ekonomist Bürümcekçi, bu yıl enflasyonun kaderini büyük ölçüde döviz kurlarının belirleyeceğini bildirdi.

2016 yılı için enflasyonda olumlu bir tablo çizmenin zor olduğunu söyleyen Ekonomist Bürümcekçi, enflasyonun kaderinin büyük ölçüde döviz kurlarına bağlı olduğunu söyledi.

Yılın ilk enflasyonu, asgari ücretteki artış, idari fiyat ayarlamaları ve gıda fiyatlarının yüksek seyrinin etkisiyle beklentilerin üzerinde gerçekleşti.

Ocak ayında enflasyon aylık bazda yüzde 1,82 artışla beklentilerin üzerinde gelirken, yıllık enflasyon ise yüzde 9,58'e çıktı. Analistler enflasyondaki artışta asgari ücret düzenlemesinin, idari fiyat ayarlamalarının ve gıda fiyatlarının yüksek seyrinin etkili olduğuna dikkati çekiyor.

Petrol fiyatlarındaki düşüşün sürmesi, Gıda Komitesinin alacağı tedbirler ile TL'nin dolar karşısında değer kazanmasının enflasyonu aşağıya çekebileceğini vurgulayan analistler, bu yıl enflasyonun yüzde 8-9 aralığında gerçekleşeceğini öngörüyor.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde ekonomist Haluk Bürümcekçi, enflasyonun geçen yıla göre yüksek gelmesinde özellikle ÖTV ve idari fiyat artışları ile işlenmemiş gıda fiyatlarında olumsuz mevsim koşullarında gözlenen yükselişin etkili olduğunu ifade etti.

Kurlara hassas olan gruplardaki (ev eşyası, araç satın alımı v.b) artışların devam etmesinin ise kötüleşmeyi artırdığına işaret eden Bürümcekçi, "İşlenmemiş gıda fiyatları yıllık bazda yükseliş eğilimini korurken, işlenmiş gıda fiyatlarında da son iki aydır yükseliş gözleniyor. Hesaplamalarımıza göre geçen yıl ocak ayında işlenmemiş gıda fiyatları aylık yüzde 6,60 artarken bu yıl ise yüzde 8 artış gösterdi. Dolayısıyla, işlenmemiş gıda yıllık enflasyonu yüzde 16 seviyesine çıkarken, işlenmiş gıda fiyatlarının yıllık artışı yüzde 8,35’e doğru daha sınırlı yükseldi" dedi.

'Enflasyonun kaderini döviz kurları belirleyecek'

Bürümcekçi, yüksek asgari ücret artışı ve idari fiyat ayarlamalarının yoğunlaşması nedeniyle, TL’de değer kaybı baskısının bir miktar azalmasına rağmen 2016 yılı için enflasyonda olumlu senaryo çizmenin şu aşamada zor olduğunu dile getirdi.

Gelecek dönem seyri açısından, ham petrol ve diğer emtia fiyatlarında yeni bir düşüş dalgası olmasının yukarı yönlü baskıyı sınırlayıcı bir gelişme göstereceğini kaydeden Bürümcekçi, şöyle devam etti:

"Asgari ücrette yapılan yüzde 30 artışın özellikle hizmet fiyatlarında yukarı yönlü baskıyı artırması ve ocak-şubat döneminde gözlenen idari fiyat ayarlamaları 2016 yılı için olumlu bir senaryo çizilmesini şu aşamada engellemektedir ancak enflasyonun kaderini büyük ölçüde döviz kurları belirleyecektir ve TL'de bu yıl ilave bir değer kaybı gözlenmezse kurların TÜFE üzerindeki olumsuz etkisinin zaman içinde azalacağı da söylenebilir. Manşet enflasyonun, nisan sonuna kadar baz etkilerinin hafif lehte olması nedeniyle ocak sonu seviyesinin üzerine yükselmeyeceğini düşünüyoruz. Yılı ise yüzde 9’un altında kapaması için TL’de ilave değer kaybı olmaması gerektiğini öngörüyoruz."

'Kısa vadede çift hane riski düşük'

Halk Yatırım'ın Yatırım Danışmanlığı ve Araştırma Direktörü Banu Kıvcı Tokalı ise yıllık enflasyonun yükselişinin yüzde 9,58 ile sınırlı kalarak iki haneli seviyelere ulaşılmamış olmasının rahatlatıcı bir etki oluşturduğunu dile getirdi.

Ayrıca, baz desteğinden dolayı, gelecek 3-4 aylık dönemde yıllık enflasyonun düşüş yönünde hareket etmesinin yüksek olasılık olduğuna dikkati çeken Tokalı, "2016 ve 2017 enflasyon tahminlerimizi, sırasıyla yüzde 8,5 ve yüzde 7,9 seviyelerinde tutuyoruz" dedi.

Tokalı, ocak enflasyon gelişiminde, kamu zamlarının etkisinin beklendiği gibi 0,7 puan civarında gerçekleştiğini hesapladıklarını söyledi.

Gıda fiyatlarındaki artışa ilişkin olarak Tokalı, "Gıda Komitesi çalışmaları çerçevesinde, gıda fiyatlarının kontrolüne yönelik çalışmaların cevap vermesi daha kritik bir hale geliyor. Gıda fiyatlarının mal grubu enflasyonu üzerinde baskısına karşılık, yemek hizmetlerinde eylül ayından beri gözlenen ılımlı trendin korunmasını, hizmet enflasyonu direncinin kırılması açısından destekleyici buluyoruz. Bu grup yıllık enflasyonu, son beş aylık dönemde 0,9 puanlık bir gerilemeye işaret ediyor" diye konuştu.

Yıllık enflasyonun baz desteğiyle kısa vadede iki haneli seviyelere ulaşma riskinin oldukça düşük olduğunu vurgulayan Tokalı, gerek gıda fiyatlarının devam eden baskısının, gerekse asgari ücretteki artışın etkisiyle ilgili belirsizliklerin, enflasyon gelişimini bu yılın en kritik dengesi haline getirdiğini ifade etti.

'Hükümetin kısa vadeli silahı: İthalat'

Finansinvest Başekonomisti Burak Kanlı da enflasyonun asgari ücret artışının etkisi, yükselen gıda fiyatları, yönetilen/yönlendirilen fiyatlardaki artışlar ve hala oynak olan Türk lirası nedeniyle piyasa beklentisinin üzerinde artış gösterdiğini ifade etti.

Araba tamir işçilik ücreti, lokantacılık ücretleri gibi asgari ücrete duyarlı hizmet kalemlerinde asgari ücret artışının ilk etkilerini görüldüğüne dikkati çeken Kanlı, "Giyim ve ayakkabı enflasyonunda son dönemdeki artış eğiliminin de bir bölümü asgari ücret artışı beklentisinin fiyatlara yansıması kaynaklı. Önümüzdeki dönemde de doğrudan ve dolaylı etkilerini görmeye devam edeceğiz" dedi.

Kanlı, diğer taraftan, Rusya'ya ihracattaki sert düşüşe karşın, gıda enflasyonunun yüksek seyretmeye hatta artmaya devam ettiğini belirtti.

Bu durumun gıda enflasyonunun aslında yapısal bir şey olduğunu açık ve net şekilde gösterdiğini vurgulayan Kanlı, şöyle devam etti:"

"Hükümetin artan gıda fiyatlarına karşı kısa vadeli silahı ithalat. Bu, özellikle et fiyatları üzerinde işe yarar. Nasıl? Spekülatif fiyat balonunu söndürerek. Ancak gıda (özelinde et) enflasyonunu istikrara kavuşturmaz. Daha yapısal tedbirlerin alınması şart. Mesela hayvan üreticilerinin maliyetlerinin çok büyük bölümü yem ve besilik yavru. Bunların toplam maliyetin yüzde 60-70'ini oluşturduğunu tahmin ediyorum. Bu alanda maliyetlerin nasıl düşürüleceği tartışılmalı. Son olarak, yönetilen/yönlendirilen fiyat kaynaklı enflasyonun toplam enflasyona 0,7 puanlık katkı yaptığını görüyoruz. Yılın kalanında da bu kalemlerde artışlar olacağını varsayarsak, bu yıl toplam enflasyonun en az 1 puanı sadece buradan gelecek. Bu, enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek için kamunun da fiyatlama davranışlarını gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor."

kaynak:AA