Haber Detayı

Yabancı dövizdeki düşüşe “inandı”, vatandaş temkinli


✔ Türkiye yıllar yılı DİBS için gelen ve "sıcak para" diye nitelenen dövizden yakındı. Şimdi ise swap yoluyla "sıcağın da sıcağı" para girişiyle karşı karşıya kalındı.

✔ Yabancı kolay para kazanmak için döviz getiriyor ve TL'nin daha da değer kazanacağına oynuyor ama vatandaş bu gidişe pek inanmış görünmüyor. Swapla gelen dövizi vatandaş topluyor.

Döviz iki aydır düşüyor. Nedir bu düşüşün sebebi? Geçen gün de yazdık; kimilerine göre ekonomi yönetimindeki değişiklik, kimilerine göre Türkiye’ye döviz girişinin hızlanması...

İkisi de belli ölçüde doğru. Ekonomi yönetimi değişince ne denildi öncelikle "Piyasayla zıtlaşılmayacak; faiz, koşulların gerektirdiği ölçüde yüksek olabilecek” ve eklendi:

“Yabancı yatırımcının Türkiye’ye olan ilgisini artırmak için elden gelen yapılacak.”

Sahi nedir yabancıyı çekmek için yapılan ya da yapılabilecek olan?

Dün gelmeyen yabancı bugün niye koşsun ki Türkiye’ye? Herhalde ekonomi yönetimindeki iki isim değildi tüm engel. Dolayısıyla “elden gelen”in ne olduğu açık; daha çok faiz, daha çok kazanç...

“Kalite problemi var”

Dün konuştuğum bir bankacının tanımlaması ilginç geldi. Bu bankacı, Türkiye’ye giren dövizle ilgili olarak “Kalite iyice düştü, kalite problemi var” dedi. Neyi kastettiğini sordum:

“Türkiye uzun yıllar sıcak paradan şikayetçi oldu. Şimdi sıcağın da sıcağı geliyor. Neydi sıcak paradan kastımız; ‘Yabancı iç borçlanma senedi alıyor, sonra çıkıyor, yüklü faiz ödemek durumunda kalıyoruz’ diye şikayet ediyorduk. Bakın şimdi iç borçlanma senedine para gelmesini arıyoruz. Çünkü para artık devletin çıkardığı senet için değil, swap yoluyla geliyor. Yani vade çok daha kısa, getiri konusunda risk neredeyse sıfır. Tabii ki getiride risk hiç yok değil, döviz birden artarsa zarar söz konusu olabilir.”

Konuştuğum bankacı bu noktada son zamanlarda yoğun bir şekilde TL’nin daha da değer kazanacağı haberlerinin pompalanıyor olmasına dikkat çekti:

“TL değer kazanmaya devam ederse yabancının karı daha da artıyor. TL aynı değerde kalsa bile kar gayet iyi. Yabancıyı tek korkutan dövizin birden değer kazanmaya başlaması, yani TL’nin değer kaybetmesi olur. İşte o yüzden son zamanlarda kimlerin TL’nin daha da değer kazanacağı yönünde kamuoyu oluşturmaya çalıştıklarının iyi izlenmesi gerekir.”

SWAP TUTARI GİDEREK BÜYÜYOR VE KIRILGANLIK ARTIYOR

Merkez Bankası yurtdışıyla yapılan swap tutarını açıklamıyor ve bu tutar bir şekilde tahmin edilmeye çalışılıyor. Son tahminler, kasım ve aralık aylarında 11-12 milyar dolar civarında bir swap girişi olduğu yönünde.

Yabancının bu iki ayda iç borçlanma senedi ve hisse senedi alımı için getirdiği döviz ise 4 milyar dolar.



DİBS için gelen dövize sıcak para denilirken swap için gelene sıcağın da sıcağı denilmesi işte bu yüzden.

Peki bu döviz nereye gidiyor?

Öncelikle vatandaş alıyor, bunu diğer başlık altında detaylı olarak işliyoruz. Yaklaşık 16 milyar doların 10 milyarını vatandaş almış durumda.

Kalan tutarı da kamu bankalarının dövizdeki açık pozisyonlarını kapatmak için aldıkları ifade ediliyor.

SWAPLA GELEN DÖVİZİ VATANDAŞ TOPLUYOR



Son söyleneceği en başta söyleyelim:

Yabancı “kur daha da düşsün” hesabı içinde, buna oynuyor, güya buna ikna olmuş görünüyor; ama vatandaş dövizdeki düşüşün kalıcı olacağına inanmışa hiç mi hiç benzemiyor.

Ekonomide 6 Kasım bir dönüm noktası. Üç aya kadar vadeli mevduatın 6 Kasım’daki yıllık bileşik faizi yüzde 13.30 düzeyindeydi. 31 Aralık’ta faiz artık yüzde 18.18.



Yeri gelmişken belirtelim; söz konusu oranlar Merkez Bankası tarafından ilan ediliyor. Merkez Bankası bu oranları basit faiz olarak değil, yıllık bileşik faiz olarak açıklıyor. Aslında bu oranların basit faiz olarak verilmesi daha doğru. Bu konuya daha sonraki günlerde daha detaylı değineceğiz.

En fazla mevduatın bulunduğu üç aya kadar vadelide faiz iki ayda 5 puan artarken vatandaş dövizden uzak durmamış, tam tersine döviz alımı daha da hızlanmış.

2019 sonundan 6 Kasım’a kadar olan dönemde vatandaşın döviz hesabı 20 milyar dolar artmış. On ayı aşkın sürede 20 milyar dolar olan artışa, son iki ayda 10 milyar dolar daha eklenmiş. Tablo öylesine net ki, vatandaş faizin tırmanıp gittiği son iki ayda dövize daha fazla yüklenmiş.



Bunda kuşkusuz “Dolar 8.50’yi, euro 10’u buldu, şimdi ise ucuz, fırsat bu fırsattır” diye alıma yönelenler de etkili olmuştur.

Ama önemli olan şu; yabancı daha çok para kazanacağını gördüğü için yeni uygulamalara alkış tutuyor tutmasına da vatandaş temkinli olmayı sürdürüyor, hatta daha da ötesi döviz toplamaya giderek ağırlık veriyor.

Swapla gelen yabancı için çıkmak öylesine kolay ki... Zaten vade kısa, karı cebine koyan anında Türkiye’yi terk edebilir.



Vatandaşın ise gideceği bir yer yok ki!


kaynak:Alaattin AKTAŞ


✔ Türkiye yıllar yılı DİBS için gelen ve "sıcak para" diye nitelenen dövizden yakındı. Şimdi ise swap yoluyla "sıcağın da sıcağı" para girişiyle karşı karşıya kalındı.

✔ Yabancı kolay para kazanmak için döviz getiriyor ve TL'nin daha da değer kazanacağına oynuyor ama vatandaş bu gidişe pek inanmış görünmüyor. Swapla gelen dövizi vatandaş topluyor.

Döviz iki aydır düşüyor. Nedir bu düşüşün sebebi? Geçen gün de yazdık; kimilerine göre ekonomi yönetimindeki değişiklik, kimilerine göre Türkiye’ye döviz girişinin hızlanması...

İkisi de belli ölçüde doğru. Ekonomi yönetimi değişince ne denildi öncelikle "Piyasayla zıtlaşılmayacak; faiz, koşulların gerektirdiği ölçüde yüksek olabilecek” ve eklendi:

“Yabancı yatırımcının Türkiye’ye olan ilgisini artırmak için elden gelen yapılacak.”

Sahi nedir yabancıyı çekmek için yapılan ya da yapılabilecek olan?

Dün gelmeyen yabancı bugün niye koşsun ki Türkiye’ye? Herhalde ekonomi yönetimindeki iki isim değildi tüm engel. Dolayısıyla “elden gelen”in ne olduğu açık; daha çok faiz, daha çok kazanç...

“Kalite problemi var”

Dün konuştuğum bir bankacının tanımlaması ilginç geldi. Bu bankacı, Türkiye’ye giren dövizle ilgili olarak “Kalite iyice düştü, kalite problemi var” dedi. Neyi kastettiğini sordum:

“Türkiye uzun yıllar sıcak paradan şikayetçi oldu. Şimdi sıcağın da sıcağı geliyor. Neydi sıcak paradan kastımız; ‘Yabancı iç borçlanma senedi alıyor, sonra çıkıyor, yüklü faiz ödemek durumunda kalıyoruz’ diye şikayet ediyorduk. Bakın şimdi iç borçlanma senedine para gelmesini arıyoruz. Çünkü para artık devletin çıkardığı senet için değil, swap yoluyla geliyor. Yani vade çok daha kısa, getiri konusunda risk neredeyse sıfır. Tabii ki getiride risk hiç yok değil, döviz birden artarsa zarar söz konusu olabilir.”

Konuştuğum bankacı bu noktada son zamanlarda yoğun bir şekilde TL’nin daha da değer kazanacağı haberlerinin pompalanıyor olmasına dikkat çekti:

“TL değer kazanmaya devam ederse yabancının karı daha da artıyor. TL aynı değerde kalsa bile kar gayet iyi. Yabancıyı tek korkutan dövizin birden değer kazanmaya başlaması, yani TL’nin değer kaybetmesi olur. İşte o yüzden son zamanlarda kimlerin TL’nin daha da değer kazanacağı yönünde kamuoyu oluşturmaya çalıştıklarının iyi izlenmesi gerekir.”

SWAP TUTARI GİDEREK BÜYÜYOR VE KIRILGANLIK ARTIYOR

Merkez Bankası yurtdışıyla yapılan swap tutarını açıklamıyor ve bu tutar bir şekilde tahmin edilmeye çalışılıyor. Son tahminler, kasım ve aralık aylarında 11-12 milyar dolar civarında bir swap girişi olduğu yönünde.

Yabancının bu iki ayda iç borçlanma senedi ve hisse senedi alımı için getirdiği döviz ise 4 milyar dolar.



DİBS için gelen dövize sıcak para denilirken swap için gelene sıcağın da sıcağı denilmesi işte bu yüzden.

Peki bu döviz nereye gidiyor?

Öncelikle vatandaş alıyor, bunu diğer başlık altında detaylı olarak işliyoruz. Yaklaşık 16 milyar doların 10 milyarını vatandaş almış durumda.

Kalan tutarı da kamu bankalarının dövizdeki açık pozisyonlarını kapatmak için aldıkları ifade ediliyor.

SWAPLA GELEN DÖVİZİ VATANDAŞ TOPLUYOR



Son söyleneceği en başta söyleyelim:

Yabancı “kur daha da düşsün” hesabı içinde, buna oynuyor, güya buna ikna olmuş görünüyor; ama vatandaş dövizdeki düşüşün kalıcı olacağına inanmışa hiç mi hiç benzemiyor.

Ekonomide 6 Kasım bir dönüm noktası. Üç aya kadar vadeli mevduatın 6 Kasım’daki yıllık bileşik faizi yüzde 13.30 düzeyindeydi. 31 Aralık’ta faiz artık yüzde 18.18.



Yeri gelmişken belirtelim; söz konusu oranlar Merkez Bankası tarafından ilan ediliyor. Merkez Bankası bu oranları basit faiz olarak değil, yıllık bileşik faiz olarak açıklıyor. Aslında bu oranların basit faiz olarak verilmesi daha doğru. Bu konuya daha sonraki günlerde daha detaylı değineceğiz.

En fazla mevduatın bulunduğu üç aya kadar vadelide faiz iki ayda 5 puan artarken vatandaş dövizden uzak durmamış, tam tersine döviz alımı daha da hızlanmış.

2019 sonundan 6 Kasım’a kadar olan dönemde vatandaşın döviz hesabı 20 milyar dolar artmış. On ayı aşkın sürede 20 milyar dolar olan artışa, son iki ayda 10 milyar dolar daha eklenmiş. Tablo öylesine net ki, vatandaş faizin tırmanıp gittiği son iki ayda dövize daha fazla yüklenmiş.



Bunda kuşkusuz “Dolar 8.50’yi, euro 10’u buldu, şimdi ise ucuz, fırsat bu fırsattır” diye alıma yönelenler de etkili olmuştur.

Ama önemli olan şu; yabancı daha çok para kazanacağını gördüğü için yeni uygulamalara alkış tutuyor tutmasına da vatandaş temkinli olmayı sürdürüyor, hatta daha da ötesi döviz toplamaya giderek ağırlık veriyor.

Swapla gelen yabancı için çıkmak öylesine kolay ki... Zaten vade kısa, karı cebine koyan anında Türkiye’yi terk edebilir.



Vatandaşın ise gideceği bir yer yok ki!


kaynak:Alaattin AKTAŞ